<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[BizimDurak - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.bizimdurak.com/</link>
		<description>BizimDurak - http://www.bizimdurak.com</description>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 13:55:17 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Hosgeldin Ya Ramazan]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26239</link>
			<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 03:11:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26239</guid>
			<description><![CDATA[Bildiğiniz Üzere 11 Ayın Sultanı Ramazan Yaklaştı Bizler Dini Vecibelerden Olan Orucumuzu Tutarken Sağlığımızıda Koruyabilmek için Lütfen Aşağıda Yazan Makaleyede dikkat edelim... 
Herkesin Ramazan-ı Şerîf i Şimdiden Mübarek Olsun 
 
Ramazan'da Nasıl Beslenmeli 


Ramazan ayında yanlış beslenme ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. 
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Günhan Erdem, Ramazan ayınında günlerin uzun olması nedeniyle, beslenme biçiminin normalden farklılık göstermemesi gerektiğini söyledi. 

Prof. Dr. Erdem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yanlış beslenmenin, Ramazan ayı sonunda ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti. Erdem, ramazan ayının her yıl yaz aylarına biraz daha yaklaşması nedeniyle uzun günlere rastladığına, uzun süren açlığın ise iştahı ve doyma eşiğini artırdığa; bu nedenle çok fazla yemek yiyen insanların dengesiz beslenmeye bağlı olarak bazı sağlık sorunları yaşayabileceğine işaret etti. 

SUSUZLUĞU KÖRÜKLEMEYİN 


Prof. Dr. Erdem, sahurda tok tutacak ve bazı besinlerin eksikliğine gerek bırakmayacak şekilde beslenilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Erdem, ramazanda tuz, yağ ve protein içeriği yüksek olan besinlerin susuzluğu körükleyeceğini, bunun için yağ ve tuzdan uzak tutulmuş, protein miktarı daha az, karbonhidrata daha fazla dayalı bir diyet gerektiğini ifade ederek, ''Yemekler, tuzsuz ve yağsız pişirilmelidir. Çünkü tuz tansiyonu yükseltecektir. Yağlı yiyecekleri sindirmek için de safra tuzlarına ihtiyaç duyulacaktır. Onun için ramazan ayındaki beslenmenin yağdan ve tuzdan arındırılmasında fayda var'' dedi. 

''SAHURA MUTLAKA KALKILMASI GEREKİYOR'' 


Prof. Dr. Erdem, ramazanda sahura mutlaka kalkılması gerektiğini bildirdi. Sahura kalkmadan oruç tutanlarda aç kalma süresi daha da artacağı için metabolizmanın hızı ve kan şekerinin düşeceğine işaret eden Prof. Dr. Erdem, ''Bu nedenle ramazanda iftar vaktiyle sahur arasında küçük porsiyonlarla sıklıkla beslenilmeli ve azar azar su içilmelidir. Bu yapılmadığı takdirde baş ağrısı, halsizlik gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir'' diye konuştu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bildiğiniz Üzere 11 Ayın Sultanı Ramazan Yaklaştı Bizler Dini Vecibelerden Olan Orucumuzu Tutarken Sağlığımızıda Koruyabilmek için Lütfen Aşağıda Yazan Makaleyede dikkat edelim... 
Herkesin Ramazan-ı Şerîf i Şimdiden Mübarek Olsun 
 
Ramazan'da Nasıl Beslenmeli 


Ramazan ayında yanlış beslenme ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. 
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Günhan Erdem, Ramazan ayınında günlerin uzun olması nedeniyle, beslenme biçiminin normalden farklılık göstermemesi gerektiğini söyledi. 

Prof. Dr. Erdem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yanlış beslenmenin, Ramazan ayı sonunda ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti. Erdem, ramazan ayının her yıl yaz aylarına biraz daha yaklaşması nedeniyle uzun günlere rastladığına, uzun süren açlığın ise iştahı ve doyma eşiğini artırdığa; bu nedenle çok fazla yemek yiyen insanların dengesiz beslenmeye bağlı olarak bazı sağlık sorunları yaşayabileceğine işaret etti. 

SUSUZLUĞU KÖRÜKLEMEYİN 


Prof. Dr. Erdem, sahurda tok tutacak ve bazı besinlerin eksikliğine gerek bırakmayacak şekilde beslenilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Erdem, ramazanda tuz, yağ ve protein içeriği yüksek olan besinlerin susuzluğu körükleyeceğini, bunun için yağ ve tuzdan uzak tutulmuş, protein miktarı daha az, karbonhidrata daha fazla dayalı bir diyet gerektiğini ifade ederek, ''Yemekler, tuzsuz ve yağsız pişirilmelidir. Çünkü tuz tansiyonu yükseltecektir. Yağlı yiyecekleri sindirmek için de safra tuzlarına ihtiyaç duyulacaktır. Onun için ramazan ayındaki beslenmenin yağdan ve tuzdan arındırılmasında fayda var'' dedi. 

''SAHURA MUTLAKA KALKILMASI GEREKİYOR'' 


Prof. Dr. Erdem, ramazanda sahura mutlaka kalkılması gerektiğini bildirdi. Sahura kalkmadan oruç tutanlarda aç kalma süresi daha da artacağı için metabolizmanın hızı ve kan şekerinin düşeceğine işaret eden Prof. Dr. Erdem, ''Bu nedenle ramazanda iftar vaktiyle sahur arasında küçük porsiyonlarla sıklıkla beslenilmeli ve azar azar su içilmelidir. Bu yapılmadığı takdirde baş ağrısı, halsizlik gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir'' diye konuştu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yokum K.Bakmayın]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26238</link>
			<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 01:23:12 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26238</guid>
			<description><![CDATA[arkler k.bakmayın su sıralar pek online olamıyorum ama elimden geldince girmeye calısorum 2 dugun olunca bole oluor persembe cuma dayımın olu evlenior pazartesi salı da ablam evlenior ondan biraz telaslıyım tabi erkek olmak zor :) herseye babamla ben kosuorum salı gecesine kadar yokum kendinize iyi bakın grsmk uzere dostlar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[arkler k.bakmayın su sıralar pek online olamıyorum ama elimden geldince girmeye calısorum 2 dugun olunca bole oluor persembe cuma dayımın olu evlenior pazartesi salı da ablam evlenior ondan biraz telaslıyım tabi erkek olmak zor :) herseye babamla ben kosuorum salı gecesine kadar yokum kendinize iyi bakın grsmk uzere dostlar...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bugün küçük mucizelerin günü olsun]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26100</link>
			<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 01:09:20 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26100</guid>
			<description><![CDATA[Bugün 
Küçük mucizelerin günü olsun





İkram edilen 
taze demlenmiş bir bardak çay, 


ya da mis kokulu bir fincan kahve 
 
eski bir arkadaştan 
beklemediğin anda bir telefon.... 

eve veya işe giderken ya da alışverişe 
trafikte hep yeşil ışıklar.... 


Bugün... 
içinde küçük sevinçlerin olduğu 
bir gün olsun. 

 

markette en hızlı ilerleyen kasa sırası.... 
mis kokulu bir yemek... 

 

radyoyu açtığında ; 
en sevdiğin şarkının çalıyor olması ve 
o güzel şarkıya yüksek sesle eşlik etmek... 
 


barış, mutluluk ve neşe dolu bir gün olsun. 
MUTLULUĞUN günü.... 
 


bir şeylerin mükemmelliğinde ; 
Tanrının senin yanında olduğunu, seni kayırdığını ve 
bir yerlerden sana GÜLÜMSEDİĞİNİ 
hissettiğin 



sana özel olduğun hissini yaşatan 
o garip ama hoş duygu ile 
dolu güzel bir gün diliyorum. 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bugün 
Küçük mucizelerin günü olsun





İkram edilen 
taze demlenmiş bir bardak çay, 


ya da mis kokulu bir fincan kahve 
 
eski bir arkadaştan 
beklemediğin anda bir telefon.... 

eve veya işe giderken ya da alışverişe 
trafikte hep yeşil ışıklar.... 


Bugün... 
içinde küçük sevinçlerin olduğu 
bir gün olsun. 

 

markette en hızlı ilerleyen kasa sırası.... 
mis kokulu bir yemek... 

 

radyoyu açtığında ; 
en sevdiğin şarkının çalıyor olması ve 
o güzel şarkıya yüksek sesle eşlik etmek... 
 


barış, mutluluk ve neşe dolu bir gün olsun. 
MUTLULUĞUN günü.... 
 


bir şeylerin mükemmelliğinde ; 
Tanrının senin yanında olduğunu, seni kayırdığını ve 
bir yerlerden sana GÜLÜMSEDİĞİNİ 
hissettiğin 



sana özel olduğun hissini yaşatan 
o garip ama hoş duygu ile 
dolu güzel bir gün diliyorum. 

]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[19.08.2008 Gece Vardiyası]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26237</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 22:55:23 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26237</guid>
			<description><![CDATA[ hepinize iyi akşamalr arkadaşlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ hepinize iyi akşamalr arkadaşlar.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[senmiydinn..]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26235</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 18:03:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26235</guid>
			<description><![CDATA[bende sevmiştim bir zamanlar hemde çok..
o kadar sevdimki ölürcesine,
o kadar sevdim ki kendimden geçercesine,
o kadar sevdim ki körmüşçesine..
evet kör sevmişim seni...
o kadar körmüşüm ki görememişim gözlerinde başka renkli gözleri,
o kadar körmüşüm ki görememişim tenindeki haram dokunuşları..
kör sevmişim seni bi o kadar&nbsp;&nbsp;da saf..
sevgim saftı, duruydu..
sana özeldi..
ilk sana, tek sana, hep sanaydı bu aşk..
her cümle ilk sana,
her dokunuş bir sanaydı..
göremedin..
çünkü sende kördün,
nankördün..
bi o kadarda vefasız..
öyle bi gittin ki benden...
inanamadım..
ya o senmiydin canım deyip yandığım,
senmiydin uğruna dünyalara meydan okuduğum,
senmiydin gözümden dökülen yaşların fotoğrafı...
ya senmiydin uğruna nice hayallerden vazgeçtiğim,
senmiydin sana bişey olursa çıldırırım dediğim..
haklısın sevmemeliyim seni,
haklısın unutmalıyım,
haklısın düşünmemeliyim..
sen düşünülecek adammısın be..
sen aldatan, sen kandıran..
sen tertemiz hayallerimi yıkansın..
sen umutlarımı çalan,
gelmişimin geçmişimin yalan olma sebebisin..
sen isyanlarımın nedeni 
sen beni aşka küstürensin..
haklısın sen beni haketmedin..
evet unutmalıyım seni
ve senin gibi tüm vicdansızları..
ama unutma..
adalet topaldır, ağır ağır ilerler
fakat.. er yada geç gideceği yere varır..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[bende sevmiştim bir zamanlar hemde çok..
o kadar sevdimki ölürcesine,
o kadar sevdim ki kendimden geçercesine,
o kadar sevdim ki körmüşçesine..
evet kör sevmişim seni...
o kadar körmüşüm ki görememişim gözlerinde başka renkli gözleri,
o kadar körmüşüm ki görememişim tenindeki haram dokunuşları..
kör sevmişim seni bi o kadar&nbsp;&nbsp;da saf..
sevgim saftı, duruydu..
sana özeldi..
ilk sana, tek sana, hep sanaydı bu aşk..
her cümle ilk sana,
her dokunuş bir sanaydı..
göremedin..
çünkü sende kördün,
nankördün..
bi o kadarda vefasız..
öyle bi gittin ki benden...
inanamadım..
ya o senmiydin canım deyip yandığım,
senmiydin uğruna dünyalara meydan okuduğum,
senmiydin gözümden dökülen yaşların fotoğrafı...
ya senmiydin uğruna nice hayallerden vazgeçtiğim,
senmiydin sana bişey olursa çıldırırım dediğim..
haklısın sevmemeliyim seni,
haklısın unutmalıyım,
haklısın düşünmemeliyim..
sen düşünülecek adammısın be..
sen aldatan, sen kandıran..
sen tertemiz hayallerimi yıkansın..
sen umutlarımı çalan,
gelmişimin geçmişimin yalan olma sebebisin..
sen isyanlarımın nedeni 
sen beni aşka küstürensin..
haklısın sen beni haketmedin..
evet unutmalıyım seni
ve senin gibi tüm vicdansızları..
ama unutma..
adalet topaldır, ağır ağır ilerler
fakat.. er yada geç gideceği yere varır..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mersin'de polise  intihar saldırısı]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26233</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 16:36:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26233</guid>
			<description><![CDATA[Mersin'de bir süredir canlı bomba ihbarı nedeniyle takibe alınan bir otomobil, Gözne mevkkindeki otoyol girişinde polis tarafından durdurulmak istendiği sırada patlama meydana geldi. Patlamada aracı takibe alan 6 polisin yaralandığı olayda, araçta bulunan 1'i canlı bomba 2 teröristin öldüğü sanılıyor.

Olay, saat 16.00 sıralarında, kent merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) otoyolunun Mersin'den Gözne mevkiinde otoyola giriş bölümünde meydana geldi. Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre polis ekiplerinin durdurmak istediği araç, polislerin arasına hızla daldı, aynı anda şiddetli bir patlama meydana geldi. 1'i canlı bomba 2 teröristin öldüğü sanılan patlama sonucu 6 polis yaralandı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mersin'de bir süredir canlı bomba ihbarı nedeniyle takibe alınan bir otomobil, Gözne mevkkindeki otoyol girişinde polis tarafından durdurulmak istendiği sırada patlama meydana geldi. Patlamada aracı takibe alan 6 polisin yaralandığı olayda, araçta bulunan 1'i canlı bomba 2 teröristin öldüğü sanılıyor.

Olay, saat 16.00 sıralarında, kent merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) otoyolunun Mersin'den Gözne mevkiinde otoyola giriş bölümünde meydana geldi. Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre polis ekiplerinin durdurmak istediği araç, polislerin arasına hızla daldı, aynı anda şiddetli bir patlama meydana geldi. 1'i canlı bomba 2 teröristin öldüğü sanılan patlama sonucu 6 polis yaralandı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[YAĞMUR]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26232</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 16:01:58 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26232</guid>
			<description><![CDATA[Yağmur

Yağmur yağıyor
Ve düşen her bir damlanın çıkardığı hoş ve tatlı ses ,
beynimin en ücra köşelerine bile işliyor,
kalbimin taşlaşmaya yüz tutan noktalarına serpiyorum.
Sonsuzluğa dalmanın hazırlığı içinde gözlerimi kapıyorum.
Gözlerimi açtığımda pencerenin kenarında,
karşı binanın çatısında kanatlarını açmış,
yağan yağmurla duş yapan bir kuşla karşılaşıyorum.
Daha da artan sağnak yağmura aldırış etmiyor.
İçimde bir an bir inkılap doğuyor.
Delicesine sağanak yağmurun altında koşmak.
Kime mi, Neye mi, Niçin mi?Hiç düşünmeden yokluğa,meçhule...
Nasıl ulaşacağımı bilmediğim özgürlük sevdası  için.
Dalgalarıyla sahilleri döven deniz kadar sebepsiz.
Fakat bir anlık.
Karşı binanın duvarına senelerin tozları dökülmüş.
Herzaman münzevileşen,herzaman ölüme daha da yaklaşan bu bina.
Yağmur bu tozları yıkamak, silmek istiyor.
O da biliyor bunun imkansız olduğunu ama bir çaba.
Belki de bir sevda.O da biliyor Ferhat'ın dağları deldiğinin koca bir yalan 
olduğunu!
Yağ yağmur yağ!Gönül ister ki hiç durma.
Fakat her aşkın bir bitişi,her fırtınanın bir dinişi,
her mumun bir sönüşü olduğu gibi sen de bizi bırakacaksın.
Dirilttiğin anılar yeniden cesetleşecek.
Özgürlükmüş,Sevgiymiş,Aşkmış sensiz hiçbir anlamı yok bunların.
Hepsi sana muhtaç.
Ben bile...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yağmur

Yağmur yağıyor
Ve düşen her bir damlanın çıkardığı hoş ve tatlı ses ,
beynimin en ücra köşelerine bile işliyor,
kalbimin taşlaşmaya yüz tutan noktalarına serpiyorum.
Sonsuzluğa dalmanın hazırlığı içinde gözlerimi kapıyorum.
Gözlerimi açtığımda pencerenin kenarında,
karşı binanın çatısında kanatlarını açmış,
yağan yağmurla duş yapan bir kuşla karşılaşıyorum.
Daha da artan sağnak yağmura aldırış etmiyor.
İçimde bir an bir inkılap doğuyor.
Delicesine sağanak yağmurun altında koşmak.
Kime mi, Neye mi, Niçin mi?Hiç düşünmeden yokluğa,meçhule...
Nasıl ulaşacağımı bilmediğim özgürlük sevdası  için.
Dalgalarıyla sahilleri döven deniz kadar sebepsiz.
Fakat bir anlık.
Karşı binanın duvarına senelerin tozları dökülmüş.
Herzaman münzevileşen,herzaman ölüme daha da yaklaşan bu bina.
Yağmur bu tozları yıkamak, silmek istiyor.
O da biliyor bunun imkansız olduğunu ama bir çaba.
Belki de bir sevda.O da biliyor Ferhat'ın dağları deldiğinin koca bir yalan 
olduğunu!
Yağ yağmur yağ!Gönül ister ki hiç durma.
Fakat her aşkın bir bitişi,her fırtınanın bir dinişi,
her mumun bir sönüşü olduğu gibi sen de bizi bırakacaksın.
Dirilttiğin anılar yeniden cesetleşecek.
Özgürlükmüş,Sevgiymiş,Aşkmış sensiz hiçbir anlamı yok bunların.
Hepsi sana muhtaç.
Ben bile...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kardelen resimleri]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26230</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 14:56:41 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26230</guid>
			<description><![CDATA[



























Kardelen gökyüzüne aşık olduğunda karları deler çıkarmış...Kardelen kadar cesaretli olmanız dileğiyle...Sevgilerimle...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[



























Kardelen gökyüzüne aşık olduğunda karları deler çıkarmış...Kardelen kadar cesaretli olmanız dileğiyle...Sevgilerimle...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[isimimi değişmek istiyorum]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26229</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 14:44:14 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26229</guid>
			<description><![CDATA[İsmimin populüterliği bittiğini düşündüğümden dolayı&nbsp;&nbsp;kullanıcı adımı değişmek istiyorum.Ne yapma gerekiyor.Biri yardımcı olurmu?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İsmimin populüterliği bittiğini düşündüğümden dolayı&nbsp;&nbsp;kullanıcı adımı değişmek istiyorum.Ne yapma gerekiyor.Biri yardımcı olurmu?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yurt ve burs başvuruları başlıyor]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26228</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 13:59:49 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26228</guid>
			<description><![CDATA[Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda barınmak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyen öğrenciler için başvurular başlıyor. 
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumundan yapılan yazılı açıklamada, 2008-2009 öğrenim döneminde Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavına girerek, bir yükseköğretim programına girmeye hak kazanan hazırlık ve 1. sınıf öğrencilerinden Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda barınmak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyen öğrencilerin, 15-24 Ağustos 2008 tarihleri arasında ''www.osym.gov.tr'' İnternet adresinden müracaat etmeleri gerektiği bildirildi. 
Açıklamaya göre, yurt başvuru sonuçları YURTKUR'un ''www.kyk.gov.tr'' adresinden duyurulacak. 
Yurtlara asıl listeden girmeye hak kazanan öğrencilerin kayıtları 1-12 Eylül 2008 tarihleri arasında yapılacak. 
Asıl listeden kayıt yaptıramayan öğrencilerin yerine yedek listeden öğrenci alımına 15 Eylül 2008'den itibaren başlanacak. Yedek listeler, her 5 günde bir bölge müdürlüklerinin bulunduğu illerde bölge müdürlüğünce, bölge müdürlüklerinin olmadığı diğer il ve ilçelerde ise yurt müdürlüklerince ilan edilecek. 
Yurtlar 8 Eylül 2008'de hizmete açılacak. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda barınmak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyen öğrenciler için başvurular başlıyor. 
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumundan yapılan yazılı açıklamada, 2008-2009 öğrenim döneminde Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavına girerek, bir yükseköğretim programına girmeye hak kazanan hazırlık ve 1. sınıf öğrencilerinden Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda barınmak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyen öğrencilerin, 15-24 Ağustos 2008 tarihleri arasında ''www.osym.gov.tr'' İnternet adresinden müracaat etmeleri gerektiği bildirildi. 
Açıklamaya göre, yurt başvuru sonuçları YURTKUR'un ''www.kyk.gov.tr'' adresinden duyurulacak. 
Yurtlara asıl listeden girmeye hak kazanan öğrencilerin kayıtları 1-12 Eylül 2008 tarihleri arasında yapılacak. 
Asıl listeden kayıt yaptıramayan öğrencilerin yerine yedek listeden öğrenci alımına 15 Eylül 2008'den itibaren başlanacak. Yedek listeler, her 5 günde bir bölge müdürlüklerinin bulunduğu illerde bölge müdürlüğünce, bölge müdürlüklerinin olmadığı diğer il ve ilçelerde ise yurt müdürlüklerince ilan edilecek. 
Yurtlar 8 Eylül 2008'de hizmete açılacak. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tut bizi ey oruç!]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26227</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 13:57:54 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26227</guid>
			<description><![CDATA[Hayatın dağdağasında kaçımız dağılmaktan korunabiliyoruz ki? Aklımız dağılıyor. Düşüncemiz dağılıyor. Duygularımız dağılıyor. En beteri hayatımız dağılıyor. İç bütünlüğümüzü kaybediyoruz. Yani, kendimizi kaybediyoruz. Kendimizi kaybedince, insanı da, hayatı da, eşyayı da kendi bütünlüğü içinde göremiyor, okuyamıyor, algılayamıyor ve anlayamıyoruz. 
Parçanın parça olduğunu gözden kaçırıyor, parçayı bütün sanıyoruz. Parçayı bütün sanmak, hem parçaya hem bütüne haksızlık oluyor. Zira parçadan bütünün rolünü üstlenmesini bekliyoruz. Parça bu ağır yükü kaldıramıyor. Sonuçta, parça ile bütün arasındaki kopmaz ilişkiyi gözden kaçırıyoruz. Varolan irtibatı dağılan ve dağıtan tasavvurumuzla biz koparıyoruz. 
Parçayı parça olarak görseydik parçanın altında ezilmeyecek, parçadaki olumsuzluğa takılıp bütündeki güzelliği fark edecektik. Parçada &#8220;şer&#8221; gibi görünenin bütünde &#8220;hayır&#8221; olduğunu anlayacaktık. Parçada zeval suretinde tecelli edenin bütünün kemalinden kaynaklandığını fehmedecektik. 
Bu yüzden gündelik yaşıyoruz. Günü yaşamakla gündelik yaşamak arasında sera ile süreyya arasındaki fark kadar fark var. Gündelik yaşamak, &#8220;mutlak zamanı&#8221; (dehr) gözden kaçırmak demek. Gündelik yaşamak, zamanı aşan bir zamanın olduğunu fark etmemek demek. Gündelik yaşamak, organizmaya teslim olup ruhu teslim almaya kalkışmak demek. 
Arif &#8220;vaktin çocuğu&#8221;dur, &#8220;günün çocuğu&#8221; değil. Gündelik yaşayanlar, hayatı kendi bütünlüğü içinde göremezler. Hayatı kendi bütünlüğü içinde göremeyen, hayatın çok mertebeli bir hakikat olduğunu, kendi yaşadıkları hayat basamağının, birçok mertebeden sadece biri olduğunu fark edemezler. Yaşadıkları mertebeyi hayatın bütünü sanırlar. Parçayı bütün sanan herkes gibi cezalandırılırlar. Cezaları, bir ömrü bir gün kadar bereketsiz yaşamaktır. 
Gündelik yaşayanlar, zamanın esiri, hatta oyuncağı olurlar. Esirin ruhu var, oyuncağın ruhu yoktur. Günün getirdiklerine maruz kalırlar. Git gide günlükten anlık yaşamaya geçerler. Kendilerine bakteri muamelesi yaparlar. Tepkileri, sevgileri, aşkları, nefretleri, ilgileri, dikkatleri, rikkatleri, iradeleri, sevinçleri ve hüzünleri anlık veya günlüktür. 
İşte bir ömrü bir gün kadar bereketsiz kılmanın formülü budur. Kur'an, bu tiplerin ahiretinden bir pencere açarak şu diyalogu nakleder: 
- Dünyada ne kadar kalmıştınız? 
- Bir gün ya da bir günün yarısı kadar? 
İşte bereketsizlik dediğim şey de bu. Bir ömür yaşayacaksınız, ama bir gün kadar bereketsiz geçecek. 
Peki, bunun tersi de mümkün mü? 
Elbette, bir günü-geceyi bir ömür kadar bereketli yapmak mümkündür. 
İşte Ramazan, bize bir geceyi bir ömür kadar bereketli yapmanın formülünü sunan ilahi bir imkândır. 
Ramazan bize dağılmışımızı toplamak için gelir. Başta kendimizi toplamayı öğretir. Aklımızı, duygu ve düşünce dünyamızı, ruh ve hatta bedenimizi toplamayı öğretir. 
Ramazan bize parçamızı bütünlemek için gelir. Parçaladığımız hakikatin hakikat olmaktan çıktığını öğretir. Mukayyet zamanı mutlak zamana dikmemiz için elimize bir gök iğnesi tutuşturur. Nasıl ki namaz dünya astarını ahiret atlasına günün beş yerinden dikme talimiyse, oruç da bunun yıllık talimidir. 
Ramazan bize unuttuklarımızı hatırlatmak için gelir. Başta kendimizi unuturuz. Ramazanın en çok hatırlattığı da kendimizdir. En büyük amacı ise &#8220;şahit olan ben&#8221; idraki inşa etmektir. Şahit olan ben, şehadet kelimesini sadece diliyle okumaz, varlığıyla okur. Sadece okumakla kalmaz, kelime-i şehadet onun varlığında okunur. O artık hem okuyan, hem okunandır. Hem şahit olan, hem şahit olunandır. Kendisi bu mübarek kelimenin yazılı olduğu fiili ve aktif bir levha olur. İşte o zaman her bir hücresi şu gerçeği haykırır: Biz bu cihana sahip olmak için değil, şahit olmak için geldik. 
Ramazan bize kaybettiklerimizi buldurmak için gelir. En çok kaybettiğimiz de kendi benliğimizdir. Sahi, kendini kaybeden neyi kazanır ki? &#8220;Ben&#8221; demeyi hak edecek bir ben idrakine ulaşmayanın &#8220;benim&#8221; demesi ne kadar da gülünçtür. Böyle birinin &#8220;benim&#8221; dediği hiçbir şey gerçekte kendinin değildir. O yoktur ki, onun olsun. 
İşte onun için hakikat şudur: Oruç bizi tutar. Oysa biz, orucu tuttuğumuzu sanırız. Bir yere kadar doğrudur. Zira orucu gerçekten tutanları oruç da tutar. Dik tutar, diri tutar, kendinde ve agâh tutar. 
Ve işte tam bu nedenle: Oruç tutmak kendini tutmaktır. 
&#8220;Ramazanınız mübarek olsun&#8221; demeyeceğim. O zaten öyledir. Ramazan bizi mübarek kılsın..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hayatın dağdağasında kaçımız dağılmaktan korunabiliyoruz ki? Aklımız dağılıyor. Düşüncemiz dağılıyor. Duygularımız dağılıyor. En beteri hayatımız dağılıyor. İç bütünlüğümüzü kaybediyoruz. Yani, kendimizi kaybediyoruz. Kendimizi kaybedince, insanı da, hayatı da, eşyayı da kendi bütünlüğü içinde göremiyor, okuyamıyor, algılayamıyor ve anlayamıyoruz. 
Parçanın parça olduğunu gözden kaçırıyor, parçayı bütün sanıyoruz. Parçayı bütün sanmak, hem parçaya hem bütüne haksızlık oluyor. Zira parçadan bütünün rolünü üstlenmesini bekliyoruz. Parça bu ağır yükü kaldıramıyor. Sonuçta, parça ile bütün arasındaki kopmaz ilişkiyi gözden kaçırıyoruz. Varolan irtibatı dağılan ve dağıtan tasavvurumuzla biz koparıyoruz. 
Parçayı parça olarak görseydik parçanın altında ezilmeyecek, parçadaki olumsuzluğa takılıp bütündeki güzelliği fark edecektik. Parçada &#8220;şer&#8221; gibi görünenin bütünde &#8220;hayır&#8221; olduğunu anlayacaktık. Parçada zeval suretinde tecelli edenin bütünün kemalinden kaynaklandığını fehmedecektik. 
Bu yüzden gündelik yaşıyoruz. Günü yaşamakla gündelik yaşamak arasında sera ile süreyya arasındaki fark kadar fark var. Gündelik yaşamak, &#8220;mutlak zamanı&#8221; (dehr) gözden kaçırmak demek. Gündelik yaşamak, zamanı aşan bir zamanın olduğunu fark etmemek demek. Gündelik yaşamak, organizmaya teslim olup ruhu teslim almaya kalkışmak demek. 
Arif &#8220;vaktin çocuğu&#8221;dur, &#8220;günün çocuğu&#8221; değil. Gündelik yaşayanlar, hayatı kendi bütünlüğü içinde göremezler. Hayatı kendi bütünlüğü içinde göremeyen, hayatın çok mertebeli bir hakikat olduğunu, kendi yaşadıkları hayat basamağının, birçok mertebeden sadece biri olduğunu fark edemezler. Yaşadıkları mertebeyi hayatın bütünü sanırlar. Parçayı bütün sanan herkes gibi cezalandırılırlar. Cezaları, bir ömrü bir gün kadar bereketsiz yaşamaktır. 
Gündelik yaşayanlar, zamanın esiri, hatta oyuncağı olurlar. Esirin ruhu var, oyuncağın ruhu yoktur. Günün getirdiklerine maruz kalırlar. Git gide günlükten anlık yaşamaya geçerler. Kendilerine bakteri muamelesi yaparlar. Tepkileri, sevgileri, aşkları, nefretleri, ilgileri, dikkatleri, rikkatleri, iradeleri, sevinçleri ve hüzünleri anlık veya günlüktür. 
İşte bir ömrü bir gün kadar bereketsiz kılmanın formülü budur. Kur'an, bu tiplerin ahiretinden bir pencere açarak şu diyalogu nakleder: 
- Dünyada ne kadar kalmıştınız? 
- Bir gün ya da bir günün yarısı kadar? 
İşte bereketsizlik dediğim şey de bu. Bir ömür yaşayacaksınız, ama bir gün kadar bereketsiz geçecek. 
Peki, bunun tersi de mümkün mü? 
Elbette, bir günü-geceyi bir ömür kadar bereketli yapmak mümkündür. 
İşte Ramazan, bize bir geceyi bir ömür kadar bereketli yapmanın formülünü sunan ilahi bir imkândır. 
Ramazan bize dağılmışımızı toplamak için gelir. Başta kendimizi toplamayı öğretir. Aklımızı, duygu ve düşünce dünyamızı, ruh ve hatta bedenimizi toplamayı öğretir. 
Ramazan bize parçamızı bütünlemek için gelir. Parçaladığımız hakikatin hakikat olmaktan çıktığını öğretir. Mukayyet zamanı mutlak zamana dikmemiz için elimize bir gök iğnesi tutuşturur. Nasıl ki namaz dünya astarını ahiret atlasına günün beş yerinden dikme talimiyse, oruç da bunun yıllık talimidir. 
Ramazan bize unuttuklarımızı hatırlatmak için gelir. Başta kendimizi unuturuz. Ramazanın en çok hatırlattığı da kendimizdir. En büyük amacı ise &#8220;şahit olan ben&#8221; idraki inşa etmektir. Şahit olan ben, şehadet kelimesini sadece diliyle okumaz, varlığıyla okur. Sadece okumakla kalmaz, kelime-i şehadet onun varlığında okunur. O artık hem okuyan, hem okunandır. Hem şahit olan, hem şahit olunandır. Kendisi bu mübarek kelimenin yazılı olduğu fiili ve aktif bir levha olur. İşte o zaman her bir hücresi şu gerçeği haykırır: Biz bu cihana sahip olmak için değil, şahit olmak için geldik. 
Ramazan bize kaybettiklerimizi buldurmak için gelir. En çok kaybettiğimiz de kendi benliğimizdir. Sahi, kendini kaybeden neyi kazanır ki? &#8220;Ben&#8221; demeyi hak edecek bir ben idrakine ulaşmayanın &#8220;benim&#8221; demesi ne kadar da gülünçtür. Böyle birinin &#8220;benim&#8221; dediği hiçbir şey gerçekte kendinin değildir. O yoktur ki, onun olsun. 
İşte onun için hakikat şudur: Oruç bizi tutar. Oysa biz, orucu tuttuğumuzu sanırız. Bir yere kadar doğrudur. Zira orucu gerçekten tutanları oruç da tutar. Dik tutar, diri tutar, kendinde ve agâh tutar. 
Ve işte tam bu nedenle: Oruç tutmak kendini tutmaktır. 
&#8220;Ramazanınız mübarek olsun&#8221; demeyeceğim. O zaten öyledir. Ramazan bizi mübarek kılsın..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mutlu Yıllar Faruk]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26226</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 13:53:51 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26226</guid>
			<description><![CDATA[Hayatın tüm renkleriyle dopdolu bir hayat yaşaman dileğiyle..umut tadında bir yıl olur inşallah...nice yıllara... 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hayatın tüm renkleriyle dopdolu bir hayat yaşaman dileğiyle..umut tadında bir yıl olur inşallah...nice yıllara... 

]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kişiliklerimizi KAN grubumuz belirliyor!]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26225</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 13:47:39 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26225</guid>
			<description><![CDATA[Dr. J. D'Adomo'nun yaptığı araştırmalar sonucunda kişilerin kan grupları ile kişilikleri arasında bir bağ bulunduğunu ortaya çıktı.
KAN gruplarının, sağlığımız kadar kişiliğimizi de etkilediğini biliyor muydunuz? "Kan grubuna göre diyet" kitabının yazarı Dr. Peter J. D'Adamo'nun araştırmalarına göre kan grubu A olan kimseler uyumlu bir kişilik sergilerken, 0 kan grubuna dahil kişiler hayatı şiir gibi yaşıyor. Kan grubu B olan insanlar akılcılığıyla ön plana çıkarken, AB grubu kişiler diğer 3 grubun birçok özelliğini kendinde taşıyor.
A grubu
A grubu insanı duyarlı ve uyumlu bir kişiliğe sahiptir. Araştırmayı sever, gelişime ve değişime hemen uyum sağlar. Bu grup içinde yer alan insanlar, duyan, hisseden, sürekli olarak araştıran kişilerdir. Aşırı duyarlılıkları, uyum güçlüğüne düştüklerinde, içlerine kapanmalarına neden olur.
B grubu
En önemli özellikleri mantık ve iradenin, duygulardan önce gelmesidir. Etraflarındaki herkesi yönetmek isterler. Gözüpek, inatçı, otoriter ve serttirler. Bu karakterin insanları, asker, uzman ve danışmandır. Akılcı, sistemli, düzenli ve iradelidirler. Kendi kararları doğrultusunda hareket ederler.
0 grubu
Yaşamın tadını çıkaran kişilerdir. Ortama çabuk adapte olurlar. Uç fikirlere eğilim göstermezler. Başarılarını, dış dünya ile yakaladıkları uyuma borçludurlar. Bu uyum düzeni içinde, önlerine sunulan olanaklardan rahatlıkla yararlanırlar.
AB grubu
Karmaşık bir yapıya sahiptirler. Diğer üç karakterin özelliklerinin çoğunu bu gruptaki insanlarda görmek mümkündür. Bundan dolayı çelişen, kaprisli ve tutarsız bir kişilik sergilerler. Mantıklı düşünebilmeleri, sosyal tutum ve yargıları önemsemeleri onları başarıya götüren en önemli etkendir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dr. J. D'Adomo'nun yaptığı araştırmalar sonucunda kişilerin kan grupları ile kişilikleri arasında bir bağ bulunduğunu ortaya çıktı.
KAN gruplarının, sağlığımız kadar kişiliğimizi de etkilediğini biliyor muydunuz? "Kan grubuna göre diyet" kitabının yazarı Dr. Peter J. D'Adamo'nun araştırmalarına göre kan grubu A olan kimseler uyumlu bir kişilik sergilerken, 0 kan grubuna dahil kişiler hayatı şiir gibi yaşıyor. Kan grubu B olan insanlar akılcılığıyla ön plana çıkarken, AB grubu kişiler diğer 3 grubun birçok özelliğini kendinde taşıyor.
A grubu
A grubu insanı duyarlı ve uyumlu bir kişiliğe sahiptir. Araştırmayı sever, gelişime ve değişime hemen uyum sağlar. Bu grup içinde yer alan insanlar, duyan, hisseden, sürekli olarak araştıran kişilerdir. Aşırı duyarlılıkları, uyum güçlüğüne düştüklerinde, içlerine kapanmalarına neden olur.
B grubu
En önemli özellikleri mantık ve iradenin, duygulardan önce gelmesidir. Etraflarındaki herkesi yönetmek isterler. Gözüpek, inatçı, otoriter ve serttirler. Bu karakterin insanları, asker, uzman ve danışmandır. Akılcı, sistemli, düzenli ve iradelidirler. Kendi kararları doğrultusunda hareket ederler.
0 grubu
Yaşamın tadını çıkaran kişilerdir. Ortama çabuk adapte olurlar. Uç fikirlere eğilim göstermezler. Başarılarını, dış dünya ile yakaladıkları uyuma borçludurlar. Bu uyum düzeni içinde, önlerine sunulan olanaklardan rahatlıkla yararlanırlar.
AB grubu
Karmaşık bir yapıya sahiptirler. Diğer üç karakterin özelliklerinin çoğunu bu gruptaki insanlarda görmek mümkündür. Bundan dolayı çelişen, kaprisli ve tutarsız bir kişilik sergilerler. Mantıklı düşünebilmeleri, sosyal tutum ve yargıları önemsemeleri onları başarıya götüren en önemli etkendir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ölen bebek morkta canlandı]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26224</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 13:20:18 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26224</guid>
			<description><![CDATA[Yeni doğan bir kız bebeğin doktoru öldü dedi morga alındı. 5 saat sonra cenazeyi almaya gelen aile şaşırdı kaldı! 
İsrail'de prematüre doğan bir kız bebek, doktorların "öldü" açıklamasından 5 saat sonra hayata geri döndü. 

Hastanenin Başhekim Yardımcısı Dr. Moşe Daniel, Channel 2 News kanalına yaptığı açıklamada, bebeğin doğduktan sonra hayati fonksiyonlarının durduğunu ve bebeği hastane laboratuvarındaki soğuk odaya aldıklarını söyledi. Daniel, "Tıpta bu tür şeylere şahit oluyoruz. Ancak bunu bilimsel olarak ifade edemiyoruz, bu noktada bunun nasıl olduğunu açıklayamıyoruz" dedi. 

Tel Aviv'deki bir hastaneden televizyona konuk olan Dr. Rami Moşonov ise, soğuk hava odasındaki düşük sıcaklığın bir şekilde bebeğin metobolizmasını etkileyerek hayata dönmesine neden olabileceğini söyledi. Bu sabah annesinin hamileliğinin iç kanaması olduğu için bitirilen ve 5 aylıkken 610 gram dünyaya gelen bebeğin nabzının atmadığını fark eden doktorların daha sonra daha detaylı testler yaptığı ancak hayati fonksiyonlarının bulunmaması üzerine bebeğin öldüğünü açıkladıkları ifade edildi. Bunun üzerine bebeğin cesedinin ölüm nedeninin belirlenmesi için laboratuvardaki soğuk hava odasına konduğu belirtildi. 

Aradan 5 saat geçtikten sonra bebeğin babası, bebeğinin cesedini görmek istediğini söyledi. Babayla birlikte içeri giren doktorlar bebeğin nefes aldığını fark edince bebek derhal yoğun bakım ünitesine alındı.

Ancak talihlisiz bebek, bütün çabalara rağmen kurtarılamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yeni doğan bir kız bebeğin doktoru öldü dedi morga alındı. 5 saat sonra cenazeyi almaya gelen aile şaşırdı kaldı! 
İsrail'de prematüre doğan bir kız bebek, doktorların "öldü" açıklamasından 5 saat sonra hayata geri döndü. 

Hastanenin Başhekim Yardımcısı Dr. Moşe Daniel, Channel 2 News kanalına yaptığı açıklamada, bebeğin doğduktan sonra hayati fonksiyonlarının durduğunu ve bebeği hastane laboratuvarındaki soğuk odaya aldıklarını söyledi. Daniel, "Tıpta bu tür şeylere şahit oluyoruz. Ancak bunu bilimsel olarak ifade edemiyoruz, bu noktada bunun nasıl olduğunu açıklayamıyoruz" dedi. 

Tel Aviv'deki bir hastaneden televizyona konuk olan Dr. Rami Moşonov ise, soğuk hava odasındaki düşük sıcaklığın bir şekilde bebeğin metobolizmasını etkileyerek hayata dönmesine neden olabileceğini söyledi. Bu sabah annesinin hamileliğinin iç kanaması olduğu için bitirilen ve 5 aylıkken 610 gram dünyaya gelen bebeğin nabzının atmadığını fark eden doktorların daha sonra daha detaylı testler yaptığı ancak hayati fonksiyonlarının bulunmaması üzerine bebeğin öldüğünü açıkladıkları ifade edildi. Bunun üzerine bebeğin cesedinin ölüm nedeninin belirlenmesi için laboratuvardaki soğuk hava odasına konduğu belirtildi. 

Aradan 5 saat geçtikten sonra bebeğin babası, bebeğinin cesedini görmek istediğini söyledi. Babayla birlikte içeri giren doktorlar bebeğin nefes aldığını fark edince bebek derhal yoğun bakım ünitesine alındı.

Ancak talihlisiz bebek, bütün çabalara rağmen kurtarılamadı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AŞK ELBİSESİ]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26223</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 11:15:02 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26223</guid>
			<description><![CDATA[Fadime kizini evermis, dügünden sonra bir hafta geçmis ses yok Ula ha punlarin sesi solugu cikmiy,
Pen pugun bi dolanacagum demis; yeni evlilerin kapisini çalmis... 

Kizi kapiyi açmis ki ne görsün kadin, kizi çirilçiplak: 
-Uyyyy ha pu nedur usagum? Ayuptur da! 
Kizi: - Aaaa ne kadar geri kafalisin anne, bu ask elbisesi... 
Kadin töbe töbe diye içeri segirtecek olmus bakmis damat geliyor: 
-Ooo anne hos geldin? 
Kadin yüzünü gözünü nereye kaçiracagini bilmiyor, çünkü damat da anadan üryan.. 
- Pu ne rezulluk diyecek olmus, 
Damat hemen: -'Aaaa ne kadar geri kafalisin anne bu ask elbisesi' demis. 
Çaresiz Fadime bir kosuda almis solugu evde. Almis Fadime'yi bir düsünce. Acaba demis, gerçekten ben
geri kafali miyim? Sonra yatmis aklina. Üstünde basinda ne varsa soyunup dökünmüs. Baslamis evde
çiplak dolasmaya. Aksamüstü kapi çalinmis, Fadime, bakmis ki camdan Temel, saçini basini düzeltmis,
açmis kapiyi. 
Fadime'yi bu halde gören Temel'in gözler yerinden firlamis: 
- Ula ne dur bu, gafayi mi yedun daa? 
-Hih demis Fadime Temele, 'ne gadar geri gafalusun, ha bu ask elbisesidur daa' 
Temel saskin saskin cevaplamis: 'Ula Ütüleseydun bari']]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Fadime kizini evermis, dügünden sonra bir hafta geçmis ses yok Ula ha punlarin sesi solugu cikmiy,
Pen pugun bi dolanacagum demis; yeni evlilerin kapisini çalmis... 

Kizi kapiyi açmis ki ne görsün kadin, kizi çirilçiplak: 
-Uyyyy ha pu nedur usagum? Ayuptur da! 
Kizi: - Aaaa ne kadar geri kafalisin anne, bu ask elbisesi... 
Kadin töbe töbe diye içeri segirtecek olmus bakmis damat geliyor: 
-Ooo anne hos geldin? 
Kadin yüzünü gözünü nereye kaçiracagini bilmiyor, çünkü damat da anadan üryan.. 
- Pu ne rezulluk diyecek olmus, 
Damat hemen: -'Aaaa ne kadar geri kafalisin anne bu ask elbisesi' demis. 
Çaresiz Fadime bir kosuda almis solugu evde. Almis Fadime'yi bir düsünce. Acaba demis, gerçekten ben
geri kafali miyim? Sonra yatmis aklina. Üstünde basinda ne varsa soyunup dökünmüs. Baslamis evde
çiplak dolasmaya. Aksamüstü kapi çalinmis, Fadime, bakmis ki camdan Temel, saçini basini düzeltmis,
açmis kapiyi. 
Fadime'yi bu halde gören Temel'in gözler yerinden firlamis: 
- Ula ne dur bu, gafayi mi yedun daa? 
-Hih demis Fadime Temele, 'ne gadar geri gafalusun, ha bu ask elbisesidur daa' 
Temel saskin saskin cevaplamis: 'Ula Ütüleseydun bari']]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gidiyosun İşTe !!]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26222</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 00:04:35 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26222</guid>
			<description><![CDATA[Gidiyorsun işte ! ...
Gerek yok gereksiz bahanelere&#8230;
Titriyor ellerim bunları yazarken&#8230;
[Ölmek istiyorum&#8230;]
Ama senin ugrunda ölümü kendime yakıştıramıyorum.
[Aglamak istiyorum...]
Senin yoluna aglarsam gözlerim isyan eder biliyorum.
Susuyorum !
Böyle delice sevgimi bilmene ragmen gidecek cesareti buluyorsan&#8230;
Bil ki ..!
Ugrunda tek damla göz yaşımı çok görüyorum sana.
[Degmez] senin için degmez&#8230;
Uğruna akacak bir damla yaş kalmadı gözümde &#8230;
Her gidişinde bitti tükendi gözyaşlarım.
Döneceksin elbet ...
Kal demek için kelime bulamıyorum dilim dügümleniyor adeta&#8230;
Git be yeter yoruldum senden&#8230;
Seni sevmekten&#8230;
Çaresizlik çalıyor kapımı kal diyemiyorum&#8230;
[ Defol git ! ] diye haykırıyorum.
Seni sevmekte yakışmıyor bana&#8230;
Utanıyorum kendimden,kalbimden,sevgimden her şeyden&#8230;
Çaresizim diyorumya böyle bişey işte...
Sevmekten utanıyorum seni,Git be yeter diyorum.
Ama dönecegin günü şimdiden hayal ediyorum.
Anladınmı şimdi
Aşkımın herşeyden öte oldugunu...
Vazgeçmek mi vefasız yarim ... ?
[ Senden asLa ...]
Bu kapı sana hep açık &#8230;
Dönecek cesareti bul kendinde&#8230;
Seni kabul edecek aşk hala var bende&#8230;
İçime yagıyor gözyaşı yagmurlarım.
Bu gece sel oluyor gönlümün çölü&#8230;
Kıyıya vuruyor çaresizliklerim&#8230;
Ne seninle ne sensiz oluyor.
Her bitiş bir başlangıçtır derler ya.
Başka başlangınlara yer yok kalbimde...
Varsın seninle başlasın tekrar tekrar ...
Dilim söylemesede başlayacak yine,döneceksin...
[ Git bakalım avut kendini&#8230; ]
Çaresizliklerimi bırak bana&#8230;
Hayallerim elimde,umutlarım kapında aşkın koynumda uyuyorum&#8230;
Geldigin gün uyandır beni bu kabustan&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gidiyorsun işte ! ...
Gerek yok gereksiz bahanelere&#8230;
Titriyor ellerim bunları yazarken&#8230;
[Ölmek istiyorum&#8230;]
Ama senin ugrunda ölümü kendime yakıştıramıyorum.
[Aglamak istiyorum...]
Senin yoluna aglarsam gözlerim isyan eder biliyorum.
Susuyorum !
Böyle delice sevgimi bilmene ragmen gidecek cesareti buluyorsan&#8230;
Bil ki ..!
Ugrunda tek damla göz yaşımı çok görüyorum sana.
[Degmez] senin için degmez&#8230;
Uğruna akacak bir damla yaş kalmadı gözümde &#8230;
Her gidişinde bitti tükendi gözyaşlarım.
Döneceksin elbet ...
Kal demek için kelime bulamıyorum dilim dügümleniyor adeta&#8230;
Git be yeter yoruldum senden&#8230;
Seni sevmekten&#8230;
Çaresizlik çalıyor kapımı kal diyemiyorum&#8230;
[ Defol git ! ] diye haykırıyorum.
Seni sevmekte yakışmıyor bana&#8230;
Utanıyorum kendimden,kalbimden,sevgimden her şeyden&#8230;
Çaresizim diyorumya böyle bişey işte...
Sevmekten utanıyorum seni,Git be yeter diyorum.
Ama dönecegin günü şimdiden hayal ediyorum.
Anladınmı şimdi
Aşkımın herşeyden öte oldugunu...
Vazgeçmek mi vefasız yarim ... ?
[ Senden asLa ...]
Bu kapı sana hep açık &#8230;
Dönecek cesareti bul kendinde&#8230;
Seni kabul edecek aşk hala var bende&#8230;
İçime yagıyor gözyaşı yagmurlarım.
Bu gece sel oluyor gönlümün çölü&#8230;
Kıyıya vuruyor çaresizliklerim&#8230;
Ne seninle ne sensiz oluyor.
Her bitiş bir başlangıçtır derler ya.
Başka başlangınlara yer yok kalbimde...
Varsın seninle başlasın tekrar tekrar ...
Dilim söylemesede başlayacak yine,döneceksin...
[ Git bakalım avut kendini&#8230; ]
Çaresizliklerimi bırak bana&#8230;
Hayallerim elimde,umutlarım kapında aşkın koynumda uyuyorum&#8230;
Geldigin gün uyandır beni bu kabustan&#8230;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yalan dolan bilmezdim eskiden ben]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26220</link>
			<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 23:51:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26220</guid>
			<description><![CDATA[ 

Yalan dolan bilmezdim eskiden ben
Ama seni tanıdım öğrendim
Gökyüzü maviydi eskiden 
Yeşil hayat verirdi bana 
Her rengin bir anlamı vardı&nbsp;&nbsp;
Şimdi ise her yer kara gök kara yer kara akan nehir kara 
Eskiden aydınlık bir güne merhaba derdim 
Şimdi ise siyah bir güne uyanıyorum 
Eskiden seni seviyordum 
Şimdi ise nefret ediyorum 
Eskiden umut dolu bir geleceğim vardı 
Şimdi ise pişmanlıklarla dolu bir geçmişim 
Evet yaşıyorum 
Kara günler bir gün bitecek biliyorum 
Yeniden beyaz bembeyaz günlere açacağım gözümü 
Ben merhaba derken umutlara sen&nbsp;&nbsp;elveda diyeceksin&nbsp;&nbsp;
ELVEDA&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;

FLU]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ 

Yalan dolan bilmezdim eskiden ben
Ama seni tanıdım öğrendim
Gökyüzü maviydi eskiden 
Yeşil hayat verirdi bana 
Her rengin bir anlamı vardı&nbsp;&nbsp;
Şimdi ise her yer kara gök kara yer kara akan nehir kara 
Eskiden aydınlık bir güne merhaba derdim 
Şimdi ise siyah bir güne uyanıyorum 
Eskiden seni seviyordum 
Şimdi ise nefret ediyorum 
Eskiden umut dolu bir geleceğim vardı 
Şimdi ise pişmanlıklarla dolu bir geçmişim 
Evet yaşıyorum 
Kara günler bir gün bitecek biliyorum 
Yeniden beyaz bembeyaz günlere açacağım gözümü 
Ben merhaba derken umutlara sen&nbsp;&nbsp;elveda diyeceksin&nbsp;&nbsp;
ELVEDA&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;

FLU]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ne siyah ne de beyazım]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26219</link>
			<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 23:50:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26219</guid>
			<description><![CDATA[  Ne siyah ne beyazım 
Ne yeşil ne sarıyım 
Maviyim masmaviyim ben 
Yani özgürüm ben 
Bazen denizde yunus 
Yada okyanusta meçhule giden bir gemi
Bazen gökyüzündeki beyaz bir bulut 
Güzel bir günün temsilcisi
Bazende yağmurun bereketin habercisi
Maviyim ben her yerde her şeyde varım ben 
En önemlsi özgürüm ben

FLU
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[  Ne siyah ne beyazım 
Ne yeşil ne sarıyım 
Maviyim masmaviyim ben 
Yani özgürüm ben 
Bazen denizde yunus 
Yada okyanusta meçhule giden bir gemi
Bazen gökyüzündeki beyaz bir bulut 
Güzel bir günün temsilcisi
Bazende yağmurun bereketin habercisi
Maviyim ben her yerde her şeyde varım ben 
En önemlsi özgürüm ben

FLU
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Herşey yalan herşey sahteymiş...]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26218</link>
			<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 23:49:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26218</guid>
			<description><![CDATA[&nbsp;&nbsp;Her şey yalan her şey sahteymiş 
Gökteki mavi yerdeki yeşil 
Suyun rengi bile yalan 
Yazın sıcak kışın soğuk değil artık 
Mevsimler bile kandırmış bizi 
Asıklar sevmiyor artık baharı 
En sevdiğim mevsim kıştı 
O bile ihanet etti bana 
Asıkların şahidi gül bile açmıyor artık
Şimdi her şey kara kapkara 
Mavi yeşil sarı yok artık 
Hep geceyi yaşıyoruz 
Güneş doğmuyor artık kalplerimize 
Ey AŞK&nbsp;&nbsp;! 
Karartacaktın madem hayatımı 
ALSAYDIN o zaman canımı.....


FLU]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[&nbsp;&nbsp;Her şey yalan her şey sahteymiş 
Gökteki mavi yerdeki yeşil 
Suyun rengi bile yalan 
Yazın sıcak kışın soğuk değil artık 
Mevsimler bile kandırmış bizi 
Asıklar sevmiyor artık baharı 
En sevdiğim mevsim kıştı 
O bile ihanet etti bana 
Asıkların şahidi gül bile açmıyor artık
Şimdi her şey kara kapkara 
Mavi yeşil sarı yok artık 
Hep geceyi yaşıyoruz 
Güneş doğmuyor artık kalplerimize 
Ey AŞK&nbsp;&nbsp;! 
Karartacaktın madem hayatımı 
ALSAYDIN o zaman canımı.....


FLU]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[erkekler neye bakar]]></title>
			<link>http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26175</link>
			<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 23:09:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.bizimdurak.com/showthread.php?tid=26175</guid>
			<description><![CDATA[Kadın bir evin mutfağına
Erkek bir evin yatak odasına

Kadın bir evdeki oda sayısına

Erkek tuvalet sayısına

Kadın banyo fayanslarının dizaynına

Erkek klozetin rahatlığına

Kadın evin ferahlığına

Erkek yatak odasının ferahlığına

Kadın salonun ışığına

Erkek televizyona ışık yansıyıp yansımayacağına

Kadın odaların konumuna

Erkek yatak odasının ses geçirip geçirmeyeceğine

Kadın eve uyan perdeye

Erkek içeri ışık sızdırmayacak perdeye

Kadın çocuk odasının genişliğine

Erkek tuvaletin genişliğine

Kadın çocuk odasının yerine

Erkek çocuk odasının yatak odasına olan mesafesine

Kadın metrekareye

Erkek konfora

Kadın mutfağın konumuna

Erkek ebeveyn odasında banyo tuvalet olup olmamasına

Kadın balkonun genişliğine

Erkek balkondan kaç metrelik takım bayrağı sarkıtabileceğine

Kadın annesine yakınlığa

Erkek annesine uzaklığa

Kadın taşınma kolaylığına

Erkek ulaşım kolaylığına

Kadın okula olan mesafeye

Erkek işine olan mesafeye Bakar.

Kadın ve erkeğin; hayat, yatak ve ev konusundaki görüş farklılığı işte bu kadar net ve basittir.
Erkek hayatını; yatak odası ve televizyon merkezli,Kadınsa hayatını; ev, çocuk ve mutfak merkezli kurmayı ister.
Sanırım karım da ben de bu konuda çok inatçıyız.Ev arıyoruz ve nedense (!)bulamıyoruz.Bu şartlar altında, ortak noktada nah anlaşırız.
İşimiz çok zor.
Kavga etmekten de, ev gezmekten de bıktım]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kadın bir evin mutfağına
Erkek bir evin yatak odasına

Kadın bir evdeki oda sayısına

Erkek tuvalet sayısına

Kadın banyo fayanslarının dizaynına

Erkek klozetin rahatlığına

Kadın evin ferahlığına

Erkek yatak odasının ferahlığına

Kadın salonun ışığına

Erkek televizyona ışık yansıyıp yansımayacağına

Kadın odaların konumuna

Erkek yatak odasının ses geçirip geçirmeyeceğine

Kadın eve uyan perdeye

Erkek içeri ışık sızdırmayacak perdeye

Kadın çocuk odasının genişliğine

Erkek tuvaletin genişliğine

Kadın çocuk odasının yerine

Erkek çocuk odasının yatak odasına olan mesafesine

Kadın metrekareye

Erkek konfora

Kadın mutfağın konumuna

Erkek ebeveyn odasında banyo tuvalet olup olmamasına

Kadın balkonun genişliğine

Erkek balkondan kaç metrelik takım bayrağı sarkıtabileceğine

Kadın annesine yakınlığa

Erkek annesine uzaklığa

Kadın taşınma kolaylığına

Erkek ulaşım kolaylığına

Kadın okula olan mesafeye

Erkek işine olan mesafeye Bakar.

Kadın ve erkeğin; hayat, yatak ve ev konusundaki görüş farklılığı işte bu kadar net ve basittir.
Erkek hayatını; yatak odası ve televizyon merkezli,Kadınsa hayatını; ev, çocuk ve mutfak merkezli kurmayı ister.
Sanırım karım da ben de bu konuda çok inatçıyız.Ev arıyoruz ve nedense (!)bulamıyoruz.Bu şartlar altında, ortak noktada nah anlaşırız.
İşimiz çok zor.
Kavga etmekten de, ev gezmekten de bıktım]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss><br />
<b>Fatal error</b>:  Call to a member function run_hooks() on a non-object in <b>/home/bizimdur/public_html/inc/functions.php</b> on line <b>156</b><br />
